Bakanın Eğitime, Bilime Ve Öğretene Bakış Hali Ve Nöbet Meselesi

Öğeyi Oyla
(0 oy)

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra  perme perişan bir halde, yoklukların hat safhada olduğu, üretimin sıfır noktasında eğitilmiş nüfusu yok edilmiş, nüfusunun çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan tarlasını ekip biçemeyen bir yapıda idi. Nereye elini atsan orası elinde kalıyordu.

               Eğitim meselesi de bunlardan biri idi. Okur yazar oranı adeta kalmamış, eğitimli insan gücü savaşlarda yok olmuş. Kalem yok defter yok kitap yok, yok.,yok, yok.. neredeyse. % 96’si okur yazar olmayan bir milletin, cahillikten kurtulabilmesi için Milli Eğitim’e çok iş düşüyordu, top yekün bir eğitim seferberliği içerisine girilmesi gerekiyordu. Bugün, okur yazar oranı %95 seviyesine gelen bir Türkiye söz konusu.

 İşte, o günden bu güne kadar bu yokluklar içerisinde bir ülke tablosunda, bu milletin eğitilmesi için kendisini paralayan, eğitim hamlelerinin yapılması için geceyi gündüze katan milli eğitimin temellerinin atılmasında önemli rol sahibi, milli eğitim sistemimizin şekillenmesine  damgasını vuran, Türk insanının eğitilmesine kendini adamış, her kademeden sayısız isimler vardı ki;  Rıza Nur’dan Hamdullah SuphiTanrıöver’lere,  Reşit Galip’lerden Cemal Hüsnü Taray’lara kadar daha bir çok  minnet, şükran ve rahmetle anacağımız, bir çok Maarif Bakanı Türk Milli Eğitimine hizmet etmişlerdir. Ülkemizi bu gün bulunduğu   seviyeye getirmede önemli katkıları olmuştur. Bakanlık makamında bulundukları için bu isimler,  Hizmetleri ve  eserleri  zaman zaman gündeme taşınmakta ve kendileri bu vesileyle  anılmaktadır. Zaman zamanda konferans, toplantı, panel ve benzeri etkinliklerle gündeme gelip, geçmişten günümüze fikir ve düşünce huzmelerinin intikali sağlanabilmektedir.

İşte böyle etkinliklerden biride 26 Şubat Perşembe gününün akşamı, Ankara Beşevler’de Milli Eğitim Şuura salonunda yapıldı.  Eski Milli Eğitim Bakanı merhum Hasan Ali Yücel’i anma programına  Milli Eğitim Eğitim Bakanımız Sayın Nabi Avcı’nın nazik daveti üzerine,  üzerine Bağımsız Eğitim-Sen Genel Başkanı olarak bende iştirak ettim. Sayın Bakanın açılış konuşmasını müteakiben, Prof. Dr. Sayar, "Hasan Ali Yücel'in Fikri Dünyası ve Onu Besleyen Kanallar" başlıklı Hasan Ali Yücel’i bilinenin çok dışındaki yönlerinin anlatıldığı nefis  bir konuşma yaptı. Konferansa katılanlar heyecanla dinlediler.  Konferansın ardındanBakan Avcı, Sayar'a çiçek ve bir kalem hediye etti.

Çünkü maarif vekaletliği sırasında kendisini bu milletin eğitilmesine, eğitiminin temel taşlarının yerine konulmasına adamış bir münevver olan Hasan Ali Yücel’in  olağanüstü gayretlerine; ölümünden 50-60 yıl sonra ancak bu kadar tercüman olunurdu, Bir insan ancak bu kadar güzel ifade edilirdi. Zaten bu tür programlarda  konuşmacıya hediye, çiçek ve plaket vermek adettendir.            

Bu hediyeleşme normal rutin bir ikram olayından farklı bir havası vardı. Sayın Bakanın konuşmacı Sayar’a çiçek ve kalem ikramı adeta saygı, sevgi, minnet ve şükran duygularının tezahürüydü. Benim dikkatimi çeken, protokol sınırlarının dışında bir şeyler vardı. Bakan Avcı, konuşmacıya yaklaşımı, bizleri kırmadınız da buralara kadar geldiniz, lütfettiniz, havalarında bir yaklaşımdı. Burada tabii, Sayın Avcı’nın ilim adamı oluşu ve uzun yıllar eğitimin içerisinde ve eğitimin kurmay heyetleri arasında oluşunun mutlaka önemli payı var. Ama ilime bilime ve öğretene verdiği önemin verdiği yönlendirilişin otomatik olarak kendisinde tezahürünün yansımasından başka bir şey değildi.

Sözü buradan, İlime, bilime, eğitime ve öğretene yaklaşımı bu kadar müsbet olan bir Milli Eğitim Bakanı var iken, öğretmenlerde bu hükümet döneminde bir çırpınış, bir kaynama ve oldukça hat safhaya çıkmış huzursuzluk var.

Bu huzursuzlukların vermiş olduğu hezeyan ile tabandan gelen tepkilerin dışa vurumu olarak; son günlerde Genel Başkanı olduğum Bağımsız Eğitim-Sen’inde içerisinde bulunduğu bir çok eğitim  sendikası bir eylemin içerisinde; bu eylem  2014-15 eğitim ve öğretim döneminin II. Yarı yıl sonuna kadar MEB’e bağlı tüm okul ve kurumlarda her ayın ilk haftasında  “Süresiz Nöbet Tutmama” eylem kararıdır.

               Öğretmenlik mesleğinin son yıllarda hem maddi hem de manevi açıdan ciddi bir itibar kaybına uğradığı gerçeği ile maalesef karşı karşıyadır. Bunların yanına birde öğretmene okul içerisinde ve dışarıda Bakanlık angarya olarak ifade edebileceğimiz yeni dayatmalara maruz bırakmaktadır. İşte bu angaryalardan biri de;  Milli Eğitim Bakanlığı’nın hiçbir hukuki mesnete  ve mesleki esaslara dayanmadan asli görevinin dışında bir uygulama  olan öğretmene okullarda nöbet tutturulmasıdır.
               Öğretmene Nöbet karşılığında öğretmene bir ödeme de yapılmamaktadır. Öğretmenin görev tanımı;1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun ‘Öğretmenlik’ başlıklı 43. maddesi ‘Öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir.’ demektedir. Buradan da açık bir şekilde  anlaşılacağı üzere öğretmenin asli görevi eğitim ve öğretimdir. Öğretmene nöbet tutturmak hukuka aykırı bir durum teşkil ettiği gibi öğretmenlik mesleğinin gereklerini yerine getirmesine mani durum oluşturmaktadır. Öğretmene nöbet tuturmak hukuki dayanaktan yoksundur. Hukuk  sistemimizde öğretmenlerin nöbet görevlerini düzenleyen ortak yasal bir düzenleme mevcut değildir. Öğretmenin görevleri arasında sayılmayan nöbet kavramı, kanunun hiçbir yerinde de geçmemektedir.

               Kanun ve kanun hükmünde kararnamelerin hiçbirisinde nöbet kavramının geçmemektedir. Okullarda ihtiyaç duyulduğunda konuyu temel bir hukuki çerçeveye oturtmak yerine yönetmelik gibi geçici ve yüzeysel düzenlemelere gidilmiştir. Millî Eğitim Bakanlığı Nöbet Hizmetleri Özel Talimatı’nın ise hem yasallığı hem de uygulanabilirliği tartışmalıdır.

×         Öğretmen bir güvenlik görevlisi değildir

×         Öğretmen bir bekçi, polis yada asker  değildir.

               Hiçbir öğretmen, öğretmenlik mesleki formasyonunun kazanılması ve eğitilmesi sürecinde  okullarda ya da programlarda, nöbet görevi ile ilgili hiçbir eğitim almamaktadır. Buna rağmen nöbet tutmaya mecbur edilen öğretmen, nöbeti süresince mesleğiyle değil güvenlik işlemleri ile uğraşmak zorunda kalmakta, hatta yaşanan olaylar nedeniyle fiziksel veya sözlü saldırılara hedef olmaktadır. Uygulama bırakın güvenlik sağlamanın yanında, öğretmenin kendi güvenliğini de tehlikeye sokan bir sonuç doğurmaktadır. Devletin güvenlik görevini de öğretmenlere yıkmak, onların öğrenciler ve velileri arasında olmaması gereken gerilimlere bırakmak yada saldırılar karşısında hedef haline getirilmesi hiçbir devlet geleneğinde ve sisteminde olmadığı gibi hiçbir insafla da bağdaşmaz.

               Öğretmenin nöbet görevinin karşılığının verilmemesinin bir emek sömürüsüdür. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) sözleşmelerine aykırıdır. Kısaca öğretmenlerin nöbet hizmeti ve normal mesai saatleri haricindeki verilen her türlü görev niteliğindedir. Fazla çalışmadır. Zorla hiçbir öğretmene dayatılamaz, ücretsiz  yürütülmesi istenemez. Üstelik Bakanlığın 19-Ocak 2015 tarihli ve 552724 sayı ile yayınladığı tebliği de aba altından gösterilen sopanın taa kendisidir.           

               Yazımın başında Milli Eğitim Bakanımızın, İlime, bilime, eğitime, İlim adamı ve öğretmene yaklaşımındaki haline tercüman olmaya çalıştım. Bu  ruh halinin ne kadar halisane olduğunu ifade etmeye çalıştım. Bu halde ki bir bakanın öğretmenine angarya yüklemesi gibi bir düşüncesi olamaz, ben bunu net olarak hissediyorum.

Öğretmenlerimizi nöbet kumkumasından bir an evvel kurtulacak adımları atacağına inanıyorum, öğretmenin hakkının bunca yıl gasp edişlinin bir an evvel çözüleceğine inanıyorum.

Bakan’ın bu hali bunu gerektirir.

Bütün Öğretmen ve eğitimcilere saygılarımla.

Başkandan Yazılar Mödülü

Default Image
Tem 12, 2018 146

FETÖCÜLERİN CEZALANDIRDIĞI KAMU GÖREVLİLERİNE SİCİL AFFI İSTİYORUZ

Bağımsız Eğitim-Sen Genel başkanı Abdullah SOY, Kamu’da çalışan özellikle çoğunluğu memur olan, 15 Temmuz darbe girişimi öncesi Kamu’da etkin görevdeki FETÖ’cü idarecilerin baskılarına maruz kalarak, çeşitli idari ve disiplin cezalarına maruz kalan…
Default Image
Oca 29, 2017 418

A D A L E T İ N İ Z B U M U?...

A D A L E T İ N İ Z B U M U?... Hükümet kamuda ve özel sektörde çalışanlar arasında ücret politikasındaki adaletsizliğini 2017 yılında da sürdürmeye devam edeceğinin ilk göstergesi olarak cüppeli kesim diye sınıflandırdığımız, Adli hizmetlerde…
Ara 17, 2016 430

YİĞİTLERİMİZE YİNE KAHPE SALDIRI...!

EMPERYALİZMİN ALÇAK UŞAKLARI, KAHPELİKLERİNİ BUGÜNDE KAYSERİDE SERGİLEDİLER.. YÜREĞİMİZİ YİNE DAĞLADILAR… YİĞİT VATAN EVLATLARIMIZI YİNE KATLETTİLER… Bomba yüklü bir aracı Kayseri Erciyes Üniversitesi yerleşkesinin giriş kapısı yakınlarında,…
Tem 27, 2016 1048

ÜYELERİMİZİN DİKKATİNE

BAĞIMSIZ EĞİTİM-SEN ÜYELERİNİN VE MEMURLARIN DİKKATİNE....!Sayın üyelerimiz,15 Eylül Darbe girişimi sonrasında olağan üstü döneme girilmesi nedeniyle;Olağanüstü Hal İlan edildi.. Bu kapsamda; Başbakan Sn. Binali Yıldırım imzasıyla yayımlanan 2016/17…
Default Image
Tem 25, 2016 511

BAĞIMSIZ EĞİTİM-SEN MİLLİ İRADENİN TECELLİSİ OLANANAYASAL DÜZENİN VE DEMOKRASİNİN SAVUNUCUSUDUR

k2:BAĞIMSIZ EĞİTİM-SEN MİLLİ İRADENİN TECELLİSİ OLAN {article k2:BAĞIMSIZ EĞİTİM-SEN MİLLİ İRADENİN TECELLİSİ OLAN ANAYASAL DÜZENİN VE DEMOKRASİNİN SAVUNUCUSUDUR} { BAĞIMSIZ EĞİTİM-SEN MİLLİ İRADENİN TECELLİSİ OLAN {article k2:BAĞIMSIZ EĞİTİM-SEN…
Haz 08, 2016 727

DÜNYA VAR OLDUKCA; KAHPELER DE HER ZAMAN VAR OLACAK...

YANLIŞIMIZ VARSA SÖYLEYİN….! Arkadaş…! Biz bağımsız sendikayız..! Bağımsız Eğitim-Sen mensuplarıyız..! Sendikacılığın siyasi partilerin oyunlarına alet edilmesine tiksinenlerin oluşturduğu,aklını duygularından üstün tutabilen. kamu…
Mar 01, 2015 933

Bakanın Eğitime, Bilime Ve Öğretene Bakış Hali Ve Nöbet Meselesi

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra perme perişan bir halde, yoklukların hat safhada olduğu, üretimin sıfır noktasında eğitilmiş nüfusu yok edilmiş, nüfusunun çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan tarlasını ekip biçemeyen bir yapıda idi. Nereye…
Eyl 03, 2014 1619

Müdür Atamalarında Liyakat, Tecrübe ve Ehliyet Hiçe Sayılıyor

Bağımsız Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdullah Soy, MEB Yasası ile 4 yılını dolduran okul yöneticilerinin puanlamaya tabi tutulması sonucu yaklaşık 7 bin müdürün görevlerine son verildiğine dikkat çekerek, puanlamayı yapan ilçe milli eğitim ve şube…