• Ana Sayfa

EMEK VE DAYANIŞMA BAYRAMI KUTLU OLSUN.

Öğeyi Oyla
(0 oy)

                ÇALIŞANIN EMEK, ALIN TERİ VE 1 MAYIS

Emeğin ve alın teri’nin kutsal olduğunu ve karşılığını almalar en tabii haktır. Bunu her siyasi, her yönetici, her söz sahibi söyler. Fakat iş icraata gelindiğinde bu sözlerin sahipleri adeta dut yemiş bülbüle döner, her toplu sözleşme döneminde bunlar unutulur, bütçe imkanları denilir, ekonomik şartlar denilir ve sonuçta vermek istedikleri kadar ücret emekçiye ve çalışana verilir. Sonuçta Patronun dediği olur. Hayat şartları, asgari geçim indeksi, açlık sınırı gibi kavramlar hiç dikkate bile alınmaz.

İşverenin aşırı kar hırsı, her zaman çalışanın alın terinden nemalanarak oluşturulan birikimlerden kesilen paylarla tatmin edilir. Bu davranış modeli, tarihte böyleydi. Dün böyleydi, bugünde böyle.

Onun için çalışanların, birlik olup haklı mücadelelerini, kendi lehlerine çevirerek, insani şartlarda yaşayabilecek ücreti toplu görüşme masalarında da göstermek zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Çalışanların birlik ve dayanışma içerisinde olmasından başka hal çaresi yoktur.

Emeği ve alın teri ile kazanarak geçimini sağlamaya çalışan, bu şekilde evine ekmek götüren kesimlerin sömürüden kurtulup, insani hayat standartlarına kavuşabilmeleri için birlikte hareket ederek, emeklerini sömürenlere karşı birlikte mücadele ederek, çalışanlar başarı kazanır. Aksi takdirde köle muamelesi görmeye mahkumdur.

Bu anlayışın ürünü olan, bu mücadele ruhu 122 yıl önce ABD’de gerçekleşmiş. Ve diyebiliriz ki İşçi İşveren tarihinin işçiler lehine en önemli kazanımı da bu birlikteliğin sonucunda kazanılmıştır. 1 Mayıs 1896’da Amerikan İşçi Sendikaları Konfederasyonu, işçilerin günde 12 saat yerine 8 saat çalışmaları isteğiyle  işçilere iş bıraktırarak, organize ve örgütlü ilk işçi eylemini gerçekleştirdiler..

Bu eylem 4 Mayıs’ta kanlı çatışmalarla sona erdi. Fakat işçi sendikaları ve emekçi sınıfı bu eylemi sayesinde önce ABD’de daha sonra birçok ülkede işçilerin günde 12 saat yerine 8 saat çalışmaları kabul görülmesine neden oldu.

Bir çok ülkede, işçi haklarının önem kazanması, sendikalaşma hareketlerinin ivme kazanmasının filizleri bu mücadeleden sonra ortaya çıkmaya başladı.

Bizim ülkemizde ise 1923’te 1 Mayıs ‘İşçi Bayramı’ olarak kabul edildi. Ama bir yıl sonra İşçi Bayramı kutlamaları yasaklandı.

1935’te 1 Mayıs Bahar ve Çiçek Bayramı olarak adlandırıldı.

1961 Anayasası ile, Grev ve lokavt yasağı da kaldırılmakla birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin nitelikleri kapsamında sosyal hukuk devleti ilkesine yer verildi. Klâsik demokrasinin kişilere tanıdığı hak ve özgürlüklerinin ötesinde ilk kez iktisadi ve sosyal haklar ve ödevler (m. 53) de Anayasa hükümleriyle düzenlendi..

1963’te 274 sayılı Sendikalar Kanunu ve 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu, 624 sayılı Devlet Personeli Sendikaları Kanunu ile işçi haklarının sınırları genişletildi. Çalışanlara grev hakkı getirildi.

Bu mücadele, ABD gibi bir ülkede gerçekleşmiş olmasına rağmen bu ülkede 1 Mayıs kutlamaları yapılmamaktadır. Ama ülkemizde, Emek ve Dayanışma günü olarak kutlanmaktadır.

Türkiye’de özel sektörde 12 milyon 700 bin çalışan var. Bunların 1.5 milyonu işçi sendikalarına üye. Özel sektörde çalışanların sendikalara üyelik oranı yüzde 12 dolayında.

Kamuda çalışanlardan sendikaya üye olma hakkı olanların sayısı 2 milyon 300 bin. Bunların 1 milyon 680 bini 158 kamu çalışanları sendikasından birine üye. Kamuda sendikalaşma oranı yüzde 71 oranında.

Kamuda çalışan sendikalı sayısı oranının özel sektörde de yakalanması dileğiyle tüm çalışanların “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününü” kutluyor, işçisi ve işvereni ile birlikte nice 1 Mayıs’ları, barış, huzur, mutluluk ve dayanışma içerisinde kutlamamızı diliyorum.

                                                                                              Abdullah SOY

                                                                                       Bağımsız Eğitim-Sen

                                                                                              Genel Başkanı

Son Düzenlenme